12 Haziran 2012 Salı

KÖYİÇİ BEYAZ PERDEYE HASRET


Çok değil bundan 30-40 yıl önce Beşiktaşlılar her akşam Köyiçi’ndeki yazlık bahçelere film izlemeye giderdi. Çocuklar alaska frigo yer; genç erkekler mahallede gözlerine kestirdikleri genç kızların yanına oturmak için savaş verirdi.

Futbol maçlarına meraklı mısınız? Küçük çocuğunuzun sünneti veya ortancanın düğünü için mekân mı arıyorsunuz? Yaz aylarında en büyük zevkiniz çekirdek çitleyerek Kemal Sunal’ın filmlerini mi izlemek? Klasik Amerikan filmi hayranı mısınız? Emel Sayın’ın söylediği şarkılara açık havada eşlik etmekten hoşlanır mısınız? Ya da cevabınız hepsine evet mi?

30 yıl öncesine kadar Beşiktaş Köyiçi’ndeki sinemalara giderek yukarıda sıraladığımız etkinliklere hepsine katılabiliyorduk. Televizyon ve internet yaşantımıza girdi gireli sinemalarla birlikte bir arada eğlenme kültürümüzü de yitirdik. Artık futbol seyretmek için şifreli televizyon kanalları, düğünler için gösterişli otel salonları var. Şaban filmleri yerine yabancı sitcom’ların kötü uyarlamalarını seyrediyoruz. Sinema salonları alışveriş merkezi; yazlık bahçeler otopark oldu. Filmler artık kopmuyor, izleyeciler “hop makinist” diye olay çıkaramıyor: “Suat Park Sineması’nda üç defa filmin kopması sonucunda H.Z. ve S.D. isimli iki vatandaş makinisti dövmeye kalkmışlar. Adamlar yakalanmış” (Milliyet Gazetesi 30 Ekim 1955). Bu ve benzeri haberlere gazetelerde rastlanmıyor.

Beşiktaşlılar 1950’li yıllarda Köyiçi’nde Suat Park ve Gürel sinemalarına giderdi. Bunlara Ekim 1955’te açılan Yıldız Sineması eklendi. Sinemaseverler açılışta Marilyn Monroe ve Robert Mitchum’un başrollerini paylaştığı “Dönüşü Olmayan Nehir”i izledi. Köyiçi sinemaları bir sosyal merkez işlevi de görüyordu. O dönemde Suat Park’ın kapasitesi 800, Yıldız’ın ise 1200... Beşiktaş’ta bu kadar insanı alan başka bir kapalı mekân da yok. Bugün rahat koltuklarımıza kurulup izlediğimiz haberler, 1950’lerde sinemalarda takip ediliyor. Büyüklerimizin hâlâ gururla bahsettiği 19 Şubat 1956’daki Türk Milli Futbol Takımı’nın Macaristan galibiyeti Yıldız Sineması’nda izleniyor, 1960 darbesi sonrasında Yassıada’da görülen davalar hakkındaki bilgiler Köyiçi’ndeki sinemalardan öğreniliyordu. Kısacası, bugün televizyonun yaşantımızdaki önemiyle eşdeğer bir önemi var sinemanın.

Sinemaların bahçelere taşınması Beşiktaş’ta yazı müjdelerdi. Gürel ve Suat Park sinemalarının hemen yanlarında bahçeleri vardı. Kamburun Bahçesi de yazın sinemaya dönüştürülürdu. Sıcak akşamlarda bahçelerde verilen konserlerin ardından sinema zevki başlar; Cüneyt Arkın’ın, Ferdi Tayfur’un, Orhan Gencebay’ın, Kemal Sunal’ın ve diğer ünlülerin suretleri beyaz perdeye yansırdı. Yazlık sinema deyince çekirdekten bahsetmeden geçmek olmaz. Sinemaya gidilirken mutlaka çekirdek alınırdı. Sinema meraklısı Beşiktaşlı çocuklar her sabah çekirdek kabuğu dolmuş bahçenin temizlenmesine yardım eder, böylece akşam seansına “beleş” girerdi.

1969 yılında Kerem Sineması’nın açılışıyla Köyiçi’ndeki salon çeşitliliği arttı. Kerem’i, bir süre sonra alt katında hizmete giren Aslı Sineması izledi. 1970’lerin başında da Mıstık Sineması perdelerini Taras Bulba’yla açtı. Aynı yıllarda, bir süredir kapalı durumda olan Gürel Sineması restore edilerek Yumurcak ismiyle tekrar hizmete girdi. Yumurcak bölgenin en prestijli sineması oldu. Beşiktaş sakinleri Akdeniz Olimpiyatları’nın renkli görüntülerini Kasım 1971’de bu sinemada izledi. 1970’li yıllar Beşiktaş’ta sinema salonlarının rağbet gördüğü yıllardı. Suat Park’ın başlattığı “karate-aventür-komedi” üçü bir arada sistemi tüm sinemalara yayılmıştı.

Yükseliş dönemi 1980’lerde yerini düşüşe bıraktı. Makinistler boş koltuklara film göstermeye başladı. Ülkenin her köşesinde hissedilen plansız imar hareketlerinin Beşiktaş’taki ilk yansımaları sinema binalarını vurdu. Suat Park yıkıldı, yerine Sinanpaşa “Shopping Center” açıldı. Yumurcak’ın yazlık bahçesi yerine çarşı yapıldı, Kamburun Bahçesi otopark olarak kullanılmaya başladı. Yumurcak’ın kışlığını özel televizyonlar 1990’lı yıllarda çekim stüdyosu olarak kullandı. Bu yıllarda tek olumlu gelişme Mıstık’ın “Beşiktaş Kültür Merkezi-BKM” ismiyle perdelerini tiyatroseverler için açmaya başlaması oldu. 2000’li yılları gören tek sinema Yıldız’dı. O da, bu günlere seks filmleri oynatarak gelebildi.

Bugün Beşiktaş Köyiçi’nde sinema yok. Sinemasever Beşiktaş kentlileri için tek alternatif Beşiktaş Belediyesi’nin her yaz Abbasağa, Şairler Sofası ve Şenlikdede parklarında gösterdiği ücretsiz sinema filmleri… Buna ek olarak belediye, Beşiktaş Evlendirme Dairesi’nde haftaiçi sinema göstermeye hazırlanıyor. Umarız Beşiktaşlıların sinema özlemi ve Belediyenin çabaları sinema işletmecilerinin ilgisini yeniden Köyiçi’ne çekmeyi başarır. Beşiktaş kentlileri sinemalarına ve yazlık bahçelerine yeniden kavuşur. 

TANIKLARIN GÖZÜNDEN BEŞİKTAŞ’TA SİNEMALAR

Salim Doğan, Makinist

Doğma büyüme Beşiktaş Şair Nedimli Salim Doğan, makinistliğe başladığı 1976 yılından emekliye ayrıldığı 2004 yılına kadar Beşiktaş Köyiçi’ndeki sinemalarda çalıştı. Beşiktaşlıları Suat Park, Yumurcak ve Yıldız sinemalarında beyaz perdenin sihriyle buluşturdu.

Eskiden sinemalar Beşiktaş’ın tek eğlence yerleriydi. Özellikle bahçelerde yazın gösterilen filmler çok keyifliydi. Filmlerden önce konserler olurdu. Müslüm Gürses ve birçok ünlü sanatçıyı Kamburun Bahçesi’nde izledim. Çocuk yaşta sinemalara gidip gelmeye başladım. Sabahları sinemaların temizliğine yardım ediyordum. Akşamları bedava film izliyordum. Sonra makinistliğe merak sardım. Suat Park sinemasının makinisti, aynı zamanda ustam İbrahim Bey bir kız sevdi ve onu kaçırdı. Suat Park makinistsiz kaldı. Böylece 1976 yılında makinistliğe başlamış oldum. Sinemanın sahibi Hasan Perçiner’di, işletmeciliğini oğlu Mustafa Perçiner yapardı. 800 kişilik kapasitesi vardı. Yazın sinemanın yanındaki bahçede de film gösterirdik. Çekirdek seslerinden film sesi duyulmazdı.

Üçü bir arada akımını Beşiktaş’ta bizim sinema başlattı. Karate, avantür ve komedi arka arkaya izlettirirdik. Seans Cüneyt Arkın’ın karate filmiyle başlar, Orhan Gencebay veya Ferdi Tayfur’un avantürüyle devam eder, Kemal Sunal’la biterdi. Bu akım tutunca diğer sinemalarda Suat Park’ı izledi. Askerden döndükten sonra yine aynı ailenin işlettiği Yıldız Sineması’nda işe başladım. Patronumuz Hasan Bey’in diğer oğlu Kemal Peçiner’di. Sinemanın kapandığı 2004 yılına kadar Yıldız Sineması’ndaydım. Perdeyi kapattık, emekli oldum.

Turgut Orhan-Makinist

1958’den bugüne sinemayla iç içe bir hayat. Nil, Turan, Kulüp gibi isimleri, yerleri unutulmuş birçok sinemanın ardından Harbiye As, Konak ve Beyoğlu’nun en önemli sinemaları Atlas, Fitaş, Emek’te geçen yıllar… Beşiktaş’taki sinemalarla hayatının kesişmesi Mıstık Sineması’nın açılışıyla oluyor. Hem makinistlik hem sinema makinesi tamiri konusunda Türkiye’nin sayılı ustalarından biri olan Orhan, Umut Sanat’ta mesleğine devam ediyor.

Çocukluğumdan beri aletlere, makinelere ilgim vardı. 1958 yılında makinist ehliyeti aldım ve Kumkapı Nil Sineması’nda çalışmaya başladım. O zamanlar ehliyet almadan makinist olamıyordunuz. Yasa hâlâ yürürlükte ancak günümüzde bu ehliyeti verecek bir kurum bile yok. Şehzadebaşı’ndaki Kulüp ve Turan sinemalarında makinistlik yaptım. Beyoğlu’nda, Harbiye’de, Şişli’de ve Beşiktaş’ta sinemaların en fazla rağbet gördüğü dönemde çalışma fırsatı buldum. Aynı zamanda film makinelerinin kurulumu, bakımı ve onarımını da yapıyorum. Beşiktaş’taki birçok sinemanın makinelerini uzun yıllar tamir ettim.  

1970’li yıllarda Harbiye As sinemasında makinistken Beşiktaş’taki Mıstık Sineması’nın makine dairesinin kurulumunda görev aldım; Mıstık’ın açılışından itibaren bir yıl süreyle dönüşümlü olarak iki sinemada da makinistlik yaptım. Açılış filmi olarak 1962 yapımı Yul Brynner ve Tony Curtis’in başrollerde oynadığı Taras Bulba’yı gösterdik. Ulus Film Amerikan sinemasının en güzel filmlerini getirirdi. Mıstık’ta inanılmaz filmler izlettirdik seyircilere… Kamburun Bahçesi’ndeki sinemaya da bakıma giderdim. Bahçede güzel bir havuz vardı. Sinema makinesi bu havuzun üstünde dururdu.

O yıllarda filmlerin konusu ve seyirciye söylemek istediği şeyler vardı. Seyirci bir filme birçok kez gelirdi. Günümüzde sinemanın seyirciye yönelik kaygısının olduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden 25 yıldır sinema koltuğuna oturmadım. Klasiklerin DVD’lerini alıp evde izliyorum.

Erkan Akad-Makinist

Ortaokul yıllarında Şan Sineması’nda başlayan makinistlik macerası Beşiktaş’taki Yumurcak ve Mıstık sinemalarında devam etti. Beşiktaş Erkan Akad’a uğurlu geldi. Yumurcak Sineması’nın kasiyeri Canan Hanım’la sinemada başlayan aşkları evlilikle taçlandı.

Türker İnanoğlu Beşiktaş’taki Gürel Sineması’nı aldı. Tadilattan sonra Yumurcak Sineması olarak açılışı yapıldı. Ben de Şan Sineması’ndan Yumurcak’a transfer oldum. Yanlış hatırlamıyorsam 1970 yılıydı. Genç yaşta kaybettiğimiz Erdoğan’la birlikte çift makinist çalışıyorduk. Yazın sinemanın arkasındaki bahçede de film oynatıyorduk. Genellikle iki Türk filmi birden oynatırdık. Yazları bahçede Türk filmi, kapalı mekânda da yabancı film gösteriyorduk. Filmleri Mehmet Şener seçerdi.

1976 yılında Mustafa Bey’in işlettiği Mıstık Sineması’na geçtim. Orada da birkaç yıl çalıştım. Mustafa Bey 1980’den önce sinemayı kapattı. Böylelikle Beşiktaş’taki makinistlik maceram sona ermiş oldu.

Şimdi dönüp o yılları baktığımda çok güzel anılar hatırlıyorum. En güzeli de eşimle Yumurcak Sineması’nda tanışmamız. Kerem ve Aslı sinemalarında kasiyer olarak işe başlayan Canan Hanım, daha sonra Mıstık ve Yumurcak’ta da çalıştı. Yumurcak Sineması’nda tanıştık ve 1972 yılında da evlendik.

Şükrü Afşar-Avşar Film

1970’li yıllarda makinistlik ve yazlık sinema işletmeciliğiyle sinema dünyasına giriş yaptı. 1980 öncesinde Mıstık Sineması’nın işletmeciliğini aldı. Türlü zorluklarla aldığı Sürü filminin kopyası Mıstık’ta dört hafta kapalı gişe oynadı. Şükrü Avşar 1984’te kurduğu Avşar Film’le sinema sektörüne hizmet vermeye devam ediyor.

Bayrampaşa ve Gaziosmanpaşa’da makinistlik ve yazlık sinema işletmeciliği yaptım. Beşiktaş’taki sinemalarla tanışıklığım 1970’lere dayanır. Kerem ve Aslı sinemalarında ardından da Ortaköy’deki Barbaros Sineması’nda makinist olarak çalıştım.

1980 öncesinde Mıstık Sineması’nı mal sahibi Mustafa Bey’den kiralamak istedim. Zor dönemlerdi, her yer karışıktı. Mustafa Bey para getirmediği için sinemayı kapatmıştı. Bana sinemayı vermemek için çok dil döktü. Kâr edemezsin, kimse bu dönemde sinemaya gelmez, dedi. Ben de ısrar ettim ve sonunda anlaştık. Gerçekten Mustafa Bey haklıydı. Sinemanın eski borçları nedeniyle film bulmakta zorlanıyorduk. Zar zor bulduğumuz filmleri ya sağcılar ya da solcular beğenmiyor; oynatırsanız sinemayı basarız diye tehdit ediyorlardı. Belediyenin filmlerden aldığı rüsum da çok ağırdı. Filmi oynatmadan önce peşin olarak Türk filmlerine %50, yabancı filmlere %70 rüsum ödüyorduk. Bütün bunlara ek olarak hemen yanımızda iyi iş yapan bir sinema daha vardı. Suat Park Sineması üç film birden göstererek güzel seyirci topluyordu.

Bir çözüm bulmam gerekiyordu. Nisan 1979’da Süreyya Sineması’nda senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı Sürü filmi gösterilirken sinemaya bomba konmuştu. Yılmaz Güney bu olaydan sonra filmin kopyalarını hiçbir sinemaya vermeme kararı almış. Yılmaz Güney’le tanışıklığım vardı. Yardımcısı Osman Bey’e gittim ve filmi oynatmak istediğimi söyledim. Başta olmaz dedi ancak önerimi Yılmaz Güney’e ileteceğini söyledi. Bir süre sonra Güney’in filmi oynatmama izin verdiğini öğrendim. Sürü, Mıstık’ta dört hafta kapalı gişe oynadı. Sinemanın borçlarını böylece kapattım.    

İhtilalden sonra Mıstık’a ek olarak Kamburun Bahçesi’ni de kiraladım. Yazın filmleri bahçede göstermeye başladık. 3-4 sezon çalıştırdım bahçeyi… Kapatma hikâyesi ilginçtir. Beşiktaş futbol takımı 1982 yılında uzun yıllardır hasret kaldığı lig şampiyonluğu kupasını kaldırdı. Tabii ki bu durum çarşıda büyük bir bayram etkisi yarattı. Hiç unutmuyorum bir ay boyunca Kamburun Bahçesi’nin önünde toplanan Beşiktaşlılar davul zurnalı eğlence yaptılar. Gürültüden filmlere kimse gelmez oldu. Ben de kapatmak zorunda kaldım.

B+ 9






1 yorum:

servis dedi ki...

Degerli blog yöneticisi blogunuzdan ekip olarak çok yararlandık ve begendik ucuz konteyner başarılarınızın devamını diler.